Bilim insanları, dünya dışı yaşamın izlerini uzayda tespit edebilecek yeni bir elektrikli test geliştirdi. Bu yenilikçi yöntem, yaşamın temel yapı taşları olan amino asitlerin iki farklı formunu (L ve D) ayırt etmeye odaklanıyor.
Amino asitlerin bir numunedeki L ve D formları arasındaki denge, bu moleküllerin canlı bir organizma tarafından mı yoksa cansız süreçlerle mi üretildiğini gösterebiliyor. Bilimsel dilde ‘kiralite’ olarak adlandırılan bu yapısal özellik, araştırmacıların geliştirdiği yeni teknikle tespit ediliyor.
Araştırmacıların geliştirdiği teknik, iki altın nanotel arasındaki dar bir boşluktan yararlanarak amino asitlerin kiralitesini ölçüyor. Mevcut analiz yöntemleri, sıvı kromatografisi-kütle spektrometrisi (LC-MS) gibi büyük ve karmaşık cihazlar gerektiriyor. Bu cihazlar, uzay görevleri için uygun olmayan hantal yapıları ve çok sayıda kimyasal işlem ihtiyacı nedeniyle dezavantajlı.
Ancak yeni mikroçip tabanlı sistem, kompakt tasarımıyla öne çıkıyor. Birbirine çok yakın konumlandırılmış iki altın nanotel, elektronların tünellediği ‘elektriksel tünelleme akımı’ oluşturuyor. Amino asit çözeltisi bu mikroçipe damlatıldığında, elektrik akımında ölçülebilir bir değişiklik meydana geliyor.
Yapay zeka ve makine öğrenimi algoritmaları, bu elektriksel değişimleri analiz ederek moleküllerin L veya D formunda olduğunu yüksek doğrulukla belirliyor. Osaka Üniversitesi’nden biyomühendis Takahito Ohshiro, bu yöntemin tek molekül düzeyinde ilk amino asit kiralite ayrımı olduğunu belirtti.
Geliştirilen tarayıcı, astronotlar ve insansız uzay araçları tarafından kullanıma uygun hale getirilmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Araştırmacılar, yeni tekniğin etkinliğini geleneksel yöntemlerle karşılaştırdı. Osaka Üniversitesi’nden nanoteknoloji uzmanı Masateru Taniguchi, Avustralya’daki Murchison meteoriti ve Şili’deki Atacama Çölü’nden alınan numuneler üzerinde yapılan testlerin, yeni yöntemin geleneksel metotlarla benzer başarı sağladığını gösterdiğini açıkladı.
Bu nanoboşluk cihazı, daha az hazırlık ve daha az sayıda molekülle çalışabilen, kompakt bir test mekanizması sunuyor. Gelecekte uzay araçlarına ve gezgin robotlara entegre edilmesi planlanan sistem, uzak gezegen ve uydulardaki yaşam belirtilerini tespit ederek Dünya’ya bildirme potansiyeli taşıyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]